Kıyı kahvesinde oturuşun sakin adabı
Kıyı kahvesinde masayı işgal etmeden, çayınızı tazeleyerek ve yolu açık tutarak oturmanın adabı.
Kıyı kahvesi, manzaralı bir ofis değildir. İnce belli bardak, plastik sandalye ve dar bir servis yolu vardır. Uzun oturmak bu yerin ruhuna uyar. Masayı çanta, priz ve sessizlik talebiyle kilitlemek uymaz. İyi oturuş, bir şey ısmarlamak ve yolu açık bırakmaktır.
Sabahın börek molasını ayrı yazmıştım: sabah çayı. Barınağı dışarıdan izlemek de başka bir nezakettir: balıkçı barınağı. Kahve, ikisinin arasındaki uzun duraktır.
Oturmadan önce bir tur bakın
En güzel masa, servis yolunun tam ortası olabilir. Garsonun tepsiyle geçtiği hattı sandalye ile kesmeyin. Rüzgar peçeteyi uçuruyorsa kenara geçin, bütün masaları çevirerek çözüm aramayın. Güneş iki saat sonra o masayı bırakacaksa şimdiden gölgeli kenarı seçin.
Kalabalıksa ayakta bekleyin. Tanımadığınız masaya çantanızı koyup yer tutmayın. Bir sandalye boş diye yanına yerleşmek, ancak göz göze izin olursa olur. İzin yoksa başka kahve de vardır.
Ismarlamak oturuşun kirasıdır
Uzun oturacaksanız çayınızı tazeleyin veya küçük bir şey isteyin. Saatlerce tek bir demlikle masayı tutmak, dar yerde başkasını ayakta bırakır. Hesabı baştan sorun. Küçük kahvelerde kart geçmeyebilir. Bunu oturduktan sonra sürpriz saymayın.
Bilgisayar ve uzun bir toplantı, bu masanın işi değildir. Bir not almak başka, prizi saatlerce işgal etmek başkadır. Priz varsa izin isteyin. Kabloyu yürüme yoluna sermeyin. Telefon görüşmesini masanın ortasında yükseltmeyin. Deniz, sizin hoparlörünüz değildir.
Çayın temposu
Bardak çabuk soğur. Bunu dert edip bir dikişte bitirmek zorunda değilsiniz. İkinci çayı istemek olağandır. Şekerini ve açıkını baştan söyleyin. Demlik sizdeyse kendi ayarınızı kendiniz yapın. Garsonun aklından geçeni tahmin ettirmeyin.
Su da isteyin. Sıcak kıyıda çay, suyun yerine geçmez. Bardağı devirmeden önce masanın eğimini fark edin. Eğik masada bardağı ortaya alın, kenara değil. Dökülen çay, komşunun poşetine gider.
Çocuk, kedi ve komşu
Çocuk sandalyeler arasında koşarsa yol kapanır. Bir çizgi çizin: masa ile korkuluk arası. Bağırmak, bütün kahveyi sizin masanıza çevirir. Kıyı kedisi masaya çıkabilir. Sevmek serbest, yedirmek her yerde hoş karşılanmaz. Ekmek vermeden önce sorun. Artan ekmek, akşam martının kavgası olur.
Komşuyla sohbet açılabilir. Sürdürmek zorunda değilsiniz. Kısa bir gülümse, uzun bir hayat hikayesinden daha güvenli bir başlangıçtır. Siyaset ve yüksek ses, dar salonda çabuk büyür. Deniz dururken onu büyütmeyin.
Kalkarken masayı boşaltın
Peçete, şeker kağıdı ve ıslak bardak altlığı masada dağılmasın. Tepsiyi nereye bırakacağınız belli değilse sorun veya tezgaha götürün. Sandalyeyi çıktığınız gibi itmeyin. Arkadakinin dizine denk gelebilir. Bahşiş zorunlu bir kural değildir. Bırakacaksanız abartmayın, bırakmayacaksanız oyun oynamayın.
Kahveden inen merdiven ıslak olabilir. Telefon hâlâ eldeyse basamağı görmezsiniz. Cihazı cebinize, gözü taşa verin. Oturuş bitti, kıyı yeniden yürüyüştür.
Sık sorulan sorular
Tek çayla uzun oturulur mu? Dar yerde saatlerce hayır. Oturuş uzuyorsa çayı tazeleyin veya masayı bırakın.
Priz herkese açık mı? Değildir. Varsa izin isteyin, kabloyu yola sermeyin.
En manzaralı masayı tutmak gerekir mi? Gerekmez. Servis yolunu kesmeyen ve gölgesi olan masa, kartpostaldan daha uzun oturulur.